12_eylul_darbe
haber sitelerinden birinde ki habere ilişiyor gözüm. kenan evren’in kızı ve damadı ile yapılmış olan bir röportaj bu. bildiğiniz gibi dün 12 eylül darbesinin yıldönümü idi. tabiki röportaja mevzu bahis olan meselede 12 Eylül darbesi yada kızının deyişi ile müdahale(!) diyelim. röportajı şu adresten okuyabilirsiniz.

elbette ki meraklandım doğrusu 12 eylül’ün en önemli öznelerinden biri olan kenan evren ile iştiraklı olan kişilerle yapılmış olan bir röportaj neticede. demokrasi, özgürlük ve adalet gibi kavramlara saygı duyan bir insan erdemi ile haliyle merak ediyoruz aceba özeleleştiri varmı, yanlıştı yada hatalıydı veyahut olmasaydı diyebiliyorlarmıydı.

röportajı okumaya başlıyorum, tabi ilk kısmı biraz daha magazinsel, ikili ilişkiler üzerinden dönüyor. bir kaç paragraf sonra saadete geliniyor 12 eylül, darbe soruları başlıyor. kıız ve damadını dinledikçe gerçekten insanların tüyleri ürpermeye başlıyor. kızı ve damadı karşılıklı olarak birbirini tamamlyarak anlatıyor; kenan paşa çok yumuşaktı, çok iyiydi, kimse hakkında ölüm kararı verecek biri değildi vs vs… muhabir bile şaşkınlık içinde sorulara devam ediyor. bir yorum yapmadan 12 eylül’ü hatırlamak gerekiyor. hepimiz biliyoruz ama ne yazık ki hepimiz unutuyoruz. hatırlayalım:

1- TBMM kapatıldı, anayasa ortadan kaldırıldı. Siyasi partilere kilit vurularak mallarına el konuldu.

2- 650 bin kişi gözaltına alındı

3- 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

4- Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

5- 7 bin kişi için idam cezası istendi.

6- 517 kişiye idam cezası verildi. Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı.
( İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.)

7- 71 bin kişi TCK’nın 141., 142. ve 163. maddelerinden yargılandı.

8- 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.

9-388 bin kişiye pasaport verilmedi.

10- 30 bin kişi “Sakıncalı” olduğu için işten atıldı.

11- 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.

12- 30 bin kişi” siyasi mülteci” olarak yurt dışına gitti.

13- 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.

14- 171 kişinin “işkenceden öldüğü1 belgelendi.

15- 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı

16- 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.

17- 3 bin854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hakimin işine son verildi.

18- 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi.

19- 300 gazeteci saldırıya uğradı.3 gazeteci silahla öldürüldü.

20- Gazeteler 30 gün yayın yapmadı. 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi.

21- Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.

22- 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.

23- 14 kişi açlık grevinde öldü.

24. 16 kişi kaçarken vuruldu.

25- 95 kişi çatışmada öldü

26- 73 kişiye “doğal ölüm” raporu verildi

27- 43 kişinin ” intahar ettiği bildirildi.

ne yumuşaklıkmış ulan hala bir tarafımıza batıyor!

bu sözlerin ardından bir dönemem bilumum sorumluları yada sorumlularına iştirak eden kişiler tarafından afişe ediliyor. onlarca insanın sokak ortasında öldürülmesi, işkencelerden geçirilmesi, asılması, öğretim görevlilerinin işlerine son verilmesi, sendikaların kapatılması, tüm demokratik hakların çalınması ve koskoca bir topluma bir daha uyanmamak üzere afyon verilmesi “yumuşaklık” cilası ile bir anda yok oluyor. insan okurken sinirleniyor, geriliyor ama bir yandanda anlıyor. nasıl bir erk’in nasıl bir zihniyetin bu sonucu doğurduğunu. onlarca insanın hunharca katledilmesi, bir toplumun belleğinin silinmesini ifade etmek hatta meseleye ilişkin suçluyuz yada hatalıyız diyebilecek mertlikte birini bulamamak.

evet mertlik dedim ama ne mertliğinden bahsedilebilir ki, cümle alemin faşizm olarak bildiği zorbalık yumuşaklık cilası ile bizlere yutturulmaya çalışılıyor hala. hem sadece eşleri dostları tarafından değil. koskoca bir devletin devlet politikası olarak… hadi canım sende diyenlerin olabileceğini göz önünde bulundurarak söylüyorum bu ülkede hala hasta tutsaklar hapisanelerde ölmesi bekleniyor. üniversiteler açılır açılmaz kapılarında biriken polisler öğrencilere içinde binbir palavra ile dolu olan metiyeleri dağıtıyor, susun diyor, birşeye karışmayın biz ne diyorsak onu yapın. en demokratik tepkiler, en cılız muhalif tepkiler bile terör yaftası ile insanlara korku olarak pazarlanıyor. dahası bu halk hala 12 eylül’ü ve onun yarattığı karanlığı yaşıyor. siz hangi yumuşaklıktan bahsediyorsunuz be. hala hepimiz silinmiş hafızalarımızla sus pus olmuş şekilde sırtımızda bir postal gölgesi ile geziyoruz…

paylaş:
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • Twitter
  • MySpace
FavoriteLoadingsevdim bu şeyi :)