Alan Turing... Pek bilinmeyen bu ismi sadece aklınıza değil gönlünüzün en derin yerine not edin. Zira bu yazıda hayat hikayesini paylaşacağım ve Nikola Tesla gibi hakkı yenilmiş bu ismin sahibi bunu fazlasıyla hak ediyor.

Eşcinselliğe karşı tepkisiz olsanız da, eşcinsellik karşıtı ya da destekçisi olsanız da sanırım yazının başlığı sizi biraz rahatsız etmiştir. Başlıkta "Gay" kelimesini neden özellikle kullandığımı yazının sonunda açıklayacağım. Şimdilik buna takılmadan yazının sonunda büyük bir hayranlık duyacağınız bu eşcinseli tanımaya çalışalım.

Alan Mathison Turing, 23 Haziran 1912 yılında Londra'da doğdu...

Alan Mathison Turing, 23 Haziran 1912 yılında Londra'da doğdu...

Hindistanlı olan anne ve babası, daha iyi şartlarda yaşam sürmesi için çocuklarını İngiltere'de dünyaya getirmek isterler ve bunun için Londra'ya yerleşirler. Tarih 23 Haziran 1912'yi gösterdiğinde dünyayı değiştirecek olan bu dahi dünyaya gözlerini açar.

Daha çocukluğunda bile dahilik belirtileri göstermeye başlayınca ailesi onu 6 yaşında iken bir gündüz okulu olan St Michaels'e kaydettirir. 14 yaşına geldiğindeyse Dorset'te ünlü ve haliyle çok pahalı bir özel okul olan Sherborne Okuluna girer. Fakat okulun ilk günü İngiltere’deki 1926 büyük grevine denk gelir. Öğrenmeye aç olan bu dahi okulun ilk gününe yetişmek için bisikletiyle 100 km yol gider. Yol çok uzun olduğu için yarı yolda geceyi bir otel odasında geçirir. Tüm engellere rağmen Turing okuluna yetişir.

Sherborne, Turing için hayatının dönüm noktalarından ilki olur...

Sherborne, Turing için hayatının dönüm noktalarından ilki olur... Solda : Christopher Marcom, Sağda: Alan Turing

Eğitime devam ettiği Sherborne'ün eğitim sistemi ve içeriği Turing'in  doğal yeteneği ve ilgisi olan matematik ve bilim ağırlıklı olmadığı için öğretmenlerinin taktirini kazanamamasına neden olur. Buna bir de okulda arkadaş edinememesi ve diğer öğrencilerin kendisini yıpratan davranışları da eklenince, Turing oldukça zor günler geçirmeye başlar. Bu süreçte tek dostu olan Christopher Marcom ona destek olur. Turing, Christopher Marcom'a büyük bir sevgi beslemektedir ve zamanla bu sevgisinin bir arkadaşa duyulan sevginin çok ötesinde bir şey olduğunu farkeder. Christopher Marcom'a karşı olan hisleri, kendisinin eşcinsel olduğunu farketmesini de sağlar. Fakat Marcom okulun bitimine birkaç hafta kala tüberkülozdan hayatını kaybeder.  Bu olay üzerine Turing'in dini inancı sarsılır ve ateist olur. İnsan beyninin çalışması da dahil, tüm dünya fenomenlerinin materiyalistik olduğu inancını benimser.

Kings College’ı Matematik Onur Öğrencisi olarak bitirir ve artık daha çok dikkat çekmeye başlar...

Kings College’ı Matematik Onur Öğrencisi olarak bitirir ve artık daha çok dikkat çekmeye başlar...

Sherborne’dan sonra Cambridge’de Kings College’a kaydolan Turing, 1931'den 1934'e kadar öğrencisi olduğu bu okulu Matematik Onur Öğrencisi olarak bitirir.

28 Mayıs 1936 yılında, daha sonraki yıllarda bilgisayar biliminin temel yapı taşı olarak kabul görecek olan Hesaplanabilir Sayılar: Karar Verme Probleminin Bir Uygulaması (“On Computable Numbers, with an Application to the Entscheidungsproblem“)  makalesini yazar. Bu makalede ünlü matematikçi Kurt Gödel’in 1931’de yaptığı hesaplamaları yeniden ve daha basit olarak formüle eder. Bu formülasyon sırasında, herhangi bir bilgisayar algoritmasını simüle etmeye yarayan ve kendi icadı soyut bir düzenek olan Turing Makinesi kavramını da ortaya atar. (“Makine” terimi yanıltıcıdır, kavram Turing tarafından ilk defa ortaya konduğunda görünürde somut bir mekanizma yoktur. Makina iki yönde sonsuz uzunlukta olduğu varsayılan ve üzerine karakter basılabilen bir kağıt şerit, bu şeridi okuyabilen ve üzerine yazabilen bir kafa ve belirli sayıda komutlar içeren bir komut tablosundan oluşur.) Bu kavram, bilgisayar bilimlerinin doğmasına ön ayak olmuş bir soyutlamadır.

ABD'de ki Princeton Üniversites'nde doktorasını yapıp İngiltere'ye döner ama İngiltere II. Dünya Savaşı'ndan dolayı cehennem yeri gibidir.

ABD'de ki Princeton Üniversites'nde doktorasını yapıp İngiltere'ye döner ama İngiltere II. Dünya Savaşı'ndan dolayı cehennem yeri gibidir.

King’s College’den mezun olduktan sonra ABD’ye giden Turing 1936-1938 yılları arasında Princeton Üniversitesi’nde doktora yapar. Burada matemetik ve kriptoloji (şifrebilim) üzerine çalışır.

1938 yılında II. Dünya Savaşının göbeğindeki İngiltere’ye geri döner. Ülkesine dönmesiyle birlikte İngiliz Ordusu tarafından kriptoloji ekibine dahil edilir.

Savaşta Nazilere üstünlük sağlayan makine: Enigma

Savaşta Nazilere üstünlük sağlayan makine: Enigma Savaşta Nazilere üstünlük sağlayan "Enigma" isimli makina

Naziler, savaş sırasında haberleşme için Enigma adı verilen bir makine tarafından oluşturulan, sürekli değişen şifreli mesajlar kullanmaktadırlar.

İngiliz hükümetinin savaş iletişim üssü olan Bletchley Park’ta kriptoloji ekibiyle çalışan Turing, bir süreliğine Alman deniz kuvvetlerine ait şifrelerin kırılımı için çalışan kriptoanaliz ekibinin başına getirilir.

Enigma'yı bitiren ve dijital bilgisayarların atası "Bombe" ile savaşın kaderi değişir...

Enigma'yı bitiren ve dijital bilgisayarların atası "Bombe" ile savaşın kaderi değişir... Enigma'yı bitiren ve dijital bilgisayarların atası "Bombe" isimli elektromekanik makina

Alan Turing kriptoanaliz ekibinin başındayken, Alman şifrelerini kırmak için farklı yöntemler geliştirir ve Enigma cihazı tarafından üretilen şifreleri kırmaya yarayan Bombe isimli bir elektromekanik makinenin tasarımına  katkıda bulunur.

Dijital bilgisayarlara giden ilk adım olarak görülen Bombe cihazları, Nazileri şifreli mesajlarını deşifre ederek müttefik devletlere Nazi Almanyası karşısında çok büyük bir avantaj sağlar. Turing sayesinde pek çok kişinin hayatı kurtulur ve savaşın seyri Nazilerin aleyhine döner. Öyle ki tarihçilerin tahminine göre Enigma'nın kırılması savaşı iki yıldan fazla kısaltarak "14 milyon" hayatı kurtarmıştır.

Savaşın bitmesiyle birlikte, Alan Turing için sonu intiharla biten bir dönüm noktası başlar...

Savaşın bitmesiyle birlikte, Alan Turing için sonu intiharla biten bir dönüm noktası başlar...

Turing, savaşın ardından kafasındaki matematiksel mantık kökenli  fikirleri, kriptoloji üzerine çalışırken edindiği deneyimi ve daha önceden edindiği pratik elektronik bilgisini birleştirir ve hayali olan ilk modern bilgisayar tasarımı üzerinde çalışmaya başlar. İlk planları Londra Ulusal Fizik Laboratuarı tarafından onaylansa da, tasarımı aynı dönemde bilgisayar bilimi üzerine çalışan Amerikan proje ekiplerinin fikirlerinin gölgesinde kalır. Zira Turing’in savaş yılları sırasındaki başarıları ve geliştirdiği fikirler hala “çok gizli” statüsünde yer almaktadır ve bilimsel yayınlara konu olmaları mümkün değildir.

Karşısına çıkan kısıtlamalardan bunalan Turing, endüstriyel ya da ticari projeleri bırakarak tekrar teorik yapay zeka üzerine çalışmaya koyulur. Bir yandan da kafasını boşaltmak için uzun mesafe koşmaya başlar. Koşma işini de abartan Turing,  1948 Olimpiyatları'nda maraton dalında ikinci olarak gümüş madalya kazanır.

Tuhaf ve takıntılı ama zamanının çok ötesinde bir dahi ve onun, bir makinenin "akıllı" sayılabilmesi için gereken standartları belirleyen meşhur "Turing Testi"

Tuhaf ve takıntılı ama zamanının çok ötesinde bir dahi ve onun, bir makinenin "akıllı" sayılabilmesi için gereken standartları belirleyen meşhur "Turing Testi"

1948 yılında Manchester Üniversitesi’nde çalışmaya başlayan Turing, burada egzantrik davranışları ile dikkat çeker.

Allerjileri nedeniyle  bisiklete binerken gaz maskesi takan, kahve fincanı çalınmasın diye onu kalorifere zincirle bağlayan bu adam, bütün tuhaflıklarına rağmen zamanının çok ötesinde fikirler üretmektedir.  1949 yılında, “Bilgisayar Mekanizması ve Zeka” isimli ünlü makalesini yazar. Bu makalede özellikle yapay zeka konularına değinen Turing, bir makinanın “akıllı” sayılabilmesi için gereken standartları belirleyen bir deney tasarlar. Turing Testi adı verilen bu test, makinenin karşısındaki deneğin, görmeden iletişime geçtiği şeyin makine mi yoksa insan mı olduğunu tahmin etmesi esasına dayanmaktadır. Eğer denek, karşısındakinin makine olduğunu anlayamazsa, makinenin bir nevi “düşünme” yetisine sahip olduğu söylenebilir.

2014 yılında, bilgisayar mühendisi Rus Vladimir Veselov ve Ukraynaylı meslektaşı Eugene Demchenko tarafından geliştirilen özel bir program bu testi geçmeyi başarabildi. 

Her şeyi değiştiren eşcinselliğin itirafı...

Her şeyi değiştiren eşcinselliğin itirafı...

1952 yılında Turing'in evine hırsız girer ve olayların farklı gelişmesi yüzünden Turing polise verdiği ifadesinden eşcinsel olduğunu açıkça söylemek zorunda kalır.

Fakat o yıllarda İngiltere’de eşcinsellik suçtur. Eşcinsel olduğu için “ahlaksızlık” yasasından hüküm giyer. Kendisine sunulan iki seçenek vardır. Ya uzun yıllar hapis yatacak ya da kimyasal hadım edilmeyi seçecektir. Turing hadım edilmeyi seçer ve Turing'e mahkeme kararı ile yüksek dozda kadınlık hormonları enjekte edilir. 

Cinsel istekleri ortadan kalkar, göğüsleri büyür ama belki de kendisi için en önemli olarak düşünme yetisi sekteye uğrar.

Cinsel istekleri ortadan kalkar, göğüsleri büyür ama belki de kendisi için en önemli olarak düşünme yetisi sekteye uğrar.

Kimyasal hadım edilme sonrasında cinsel istekleri ortadan kalkar, göğüsleri büyür. Fakat asıl sorun bunlar değildir Turing için. Zira Turing'in düşünme yetisi sekteye uğrar. Yenilikçi ve sıradışı Turing, gün be gün ortadan kaybolmaya başlamıştır.

Vücudundaki ve zihnindeki bu değişiklikler yetmezmiş gibi bir de İngiliz gizli servisi Turing’i göz altına alır. Eşcinselliği nedeniyle daha güvenilmez, şantaja daha açık olduğunu düşünürler. Her hareketi izlenir, rapor edilir hale gelir.  Bireysel tercihini açıklamasıyla herkes II. Dünya Savaşı’nda binlerce insanın yaşamını kurtaran Turing’i unutur. Arkadaşları birer birer azalır, evine kimse gelip gitmez olur.

Bir elma, biraz siyanür ve henüz 41 yaşında intiharla gelen hazin bir ölüm...

Bir elma, biraz siyanür ve henüz 41 yaşında intiharla gelen hazin bir ölüm...

1954 yılında, 42. yaş gününden birkaç hafta önce evinde, bir elmayı siyanüre batırıp yarısını yiyerek intihar eder. Evet II. Dünya Savaşı'nda milyonlarca insanın hayatını kurtaran bu dahi adam sırf eşcinsel olduğu için hayatı elinden alınmış ve onu intiharla sonuçlanan bir sona yöneltilmişti.

Bu itibarsızlaştırma ve unutturma politikası günümüze kadar devam etmiş ve bir sır gibi saklanmıştır. Öyle ki 2001 yılında çevrilen İngiliz yapımı Enigma isimli filmde, II. Dünya Savaşı sırasında İngiliz gizli servisinin Enigma şifresini kırış öyküsü anlatılmaktadır. Film boyunca Alan Turing’den hiç bahsedilmez, filmin hiçbir sahnesine adı geçmez.

Dünyanın adaletsizliğinin bir başka örneği olarak 2013 yılında Kraliçe 2. Elizabeth, Turing'e Kraliyet Affı bahşedip eşsiz başarılarını onurlandırdı. Değeri anlaşılınca da İngiltere sokaklarında heykelleri dikildi ve geç de olsa şimdi ona karşı özürler dileniyor.

Bu özür dileme eyilimleri sinemaya da yansıdı. 2001 yapımı Enigma isimli filmin aksine, Benedict Cumberbatch'in başrolü üstlendiği 2015 yapımı The Imitation Game (Yapay Oyun) filminde Alan Turing'in hikayesi korkusuzca anlatılıyor.

Sadece İngiltere'nin değil hepimizin Alan Turin'e özür borcu var!

Sadece İngiltere'nin değil hepimizin Alan Turin'e özür borcu var!

Evet İngiltere yeni yeni bu dahinin hakkını vermeye başlasa da sadece İngiltere'nin değil hepimizin Alan Turing'e bir özür borcu olduğunu bilmemiz gerekir. Çünkü şu anda bu yazıyı okumanızı bile bu adama borçlusunuz. Borçluyuz... Bu gün sahip olduğumuz ve hayatımızın vazgeçilmezi olan bilgisayar ve telefonların temelini bu adam attı ve bunlar için bu GAY'e borçluyuz.

Ama açıkça dile getirilmemiş olsa da Turing'in kıymetini bilen birileri varmış. Apple'ın logosunu bilirsiniz. Bir kısmı ısırılmış rengarenk bir elma. Steve Jobs'a sorulduğunda "Doğru değil ama keşke doğru olsaydı" diye yalanlamış olsa da logodaki ısırılmış elmanın eşcinsel hareketinin sembolü olan gökkuşağı renklerinde olması, logonun Turing'e atfedildiğini anlamamıza yeterli oluyor.

Yazının başlığında "GAY" kelimesini özellikle kullandığımı belirtmiştim. Milyonların hayatını kurtaran ve bu gün hayatımızın vazgeçilmezi olan bilgisayarları bize sunan ama sırf gay olduğu için hayatı elinden alınan bu güzel insana en güzel teşekkürü böyle edebileceğimi düşündüm. Onu olduğu gibi kabul ederek, severek ve cinsel eğilim ve kişisel tercihlerini sorgulamadan-yargılamadan hak ettiği saygıyı ona sunarak. Bir zamanlar onun hayatını elinden alan özelliğini, onun sadece bir özelliği gibi yadırgamadan söyleyerek teşekkür edebileceğimi düşündüm. 

Teşekkürler Alan Turing...

Kaynaklar: acikbilim.com, wikipedia.org

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları