Tarihimize büyük bir ayıp olarak geçen, edebiyatımızın usta kalemi Ömer Seyfettin'in öldüğünde kimsesiz zannedilip cesedinin kadavra olarak kullanılması ve Sivaslı bir hademe tarafından başının kesilmesi hikayesini anlatacağım.

Sadece bizim tarihimizde değil dünya tarihinde de gerçek sanatçıların değeri genelde yaşarken değil de öldükten sonra anlaşılmıştır.

Bu yazımda Türk edebiyatına büyük emekler vermiş, edebiyat tarihimize adını altın harflerle yazdırmayı başarmış ama hayatı diğer birçok edebiyatçı gibi sıkıntılarla geçmiş Ömer Seyfettin'den bahsedeceğim. Fakat yazının içeriği Ömer Seyfettin'in eserleri veya sanatını icra ederken çektiği sıkıntılarla alakalı değil. Ben size Ömer Seyfettin'in çok az bilinen son günleri, ölümü ve ölümü sonrası cesedinin başına gelenlerden bahsedeceğim.

Şeker hastalığı ve Kadıköy'deki evinde geçirdiği son günleri

Ömer Seyfettin, Kadıköy'de kirasını güç bela ödediği evinde yalnız yaşıyordu. Hatta Reşat Nuri, Ömer Seyfettin'in evine "Münferit Yalı" adını takmıştı. 

Şeker hastası olmuştu edebiyatın usta kalemi Ömer Seyfettin. Daha da kötüsü bu maraz çok hızlı bir şekilde ilerliyordu. Fakat bundan ne kendisinin ne de o devir doktorlarının haberi vardı. Olamazdı da zira o zamanlar diyabet ve insülin dünyada bile bilinmiyordu. Her doktora gittiğinde şekerin yaptığı eklem ağrıları için romatizma tedavisi uyguluyorlar ve çıkarken sıkı sıkı tembihliyorlardı: “Aman azizim bol bol portakal, madalina ye, üzüm hoşafı iç” diye.

Kaç zamandır yemek de yiyemiyordu. Son günlerinde hastalığı dayanılmayacak boyutlara ulaşmış, adeta kendini kaybetmişti. Onunla ilgilenebilen nadir kişilerden biri de en yakın arkadaşı Ali Canip'ti. Ali Canip, hemen her gün Münferit Yalı'ya uğruyor, biraz yemesi için evinden yemek getiriyordu Ömer Seyfettin'e.

Ömer Seyfettin kendini kaybetme derecesinde ağırlaşınca, 23 Şubat 1920 tarihinde Ali Canip onu bir faytonla Numune Hastanesi'ne götürmüştü.

Hastanede yattığı süre içinde gözlerini açmadı.
Arada bir, "çocuk.. çocuk..." diye sayıklıyordu. Olası ki, uzun süredir yüzünü görmediği kızını anıyordu.

Ömer Seyfettin kalbinde yanan özlem ateşi içinde 6 Mart 1920 tarihinde vefat etti!

Kimsesizliği ve cesedinin kadavra yapılıp bir hademe tarafından parçalara ayrılması...

Kimsesizliği ve cesedinin kadavra yapılıp bir hademe tarafından parçalara ayrılması...

Ünlü yazarı hastanede tanıyan kimse yoktu. Cesedi gasilhaneye alınmıştı. Arayıp soranı çıkmayınca, hastane yönetimi cesedi, sahipsizlerin cesetlerine yaptıkları gibi kadavra olarak kullanmaya karar vermişti.
O acı gün geldiğinde; cesedi soğuk bir odada, soğuk bir masaya yatırılmış, tıp fakültesi öğrencileri cesedin başına toplanmış ve elinde bir testere ile hastanede hademe olarak çalışan Sivaslı (Sivaslı diye belirtilmesinin özel bi nedeni yok. Kişiyle alakalı bilinen tek bilgi bu olduğu için belirtildi) bir kişi büyük ustanın cesedini parçalamaya başlamıştı. Hademenin, göğsünü kestikten sonra bu anı ölümsüzleştirmek adına elini cesedin üzerine koyduğu anda hastanenin kitaplık memuru yukarıdaki o fotoğrafı çekmişti. Aynı hademe öğrencilerin gözü önünde Ömer Seyfettin'in başını da bedeninden ayırmıştı.

Ömer Seyfettin’in cesedi iki gün boyunca anatomi dersinde kesilip biçildi. Tâ ki biricik dostu Ali Canip’in hastaneye gelip acı haberi öğrenmesine kadar …

Hastanenin elinden kurtarılan ceset, gerekli saygı gösterilerek, nümayiş gibi kalabalık ve öfkeli bir cemaatin huzurunda cenaze namazı kılındıktan sonra Kadıköy Kuşdili’nde Mahmud Baba Haziresi'nde toprağa verildi.

Fakat edebiyatın usta kalemi Ömer Seyfettin'in cesedine yapılan saygısızlıklar bununla da kalmadı. Mahmud Baba Haziresi'nin üzerinden yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939’da mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı’na nakledildi.

Böylesine büyük bir ustanın bile anlatmaya kelimelerin yetersiz kaldığı hüzünlü bir ölüm yaşamış olması ülke tarihimiz adına büyük bir utanç sebebidir.

Benzer utanç tablolarının yaşanılmamasını ümit ederek, büyük usta Ömer Seyfettin'i rahmetle anıyorum...

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları