Sıkı bir internet kullanıcısıysanız bu fotoğrafa mutlaka denk gelmişsinizdir. İdam sehpasında, yüzünde içten bir gülümseme ile yeğenine el sallayan koca yürekli bir adam! Size, o fotoğrafın sahibi Majid Kavousifar'den bahsedeceğim.

Sıkı bir internet kullanıcısıysanız bu fotoğrafa mutlaka denk gelmişsinizdir. İdam sehpasında; yüzünde içten bir gülümseme ile yiğenine el sallayan koca yürekli bir adam! Size, o fotoğrafın sahibi Majid Kavousifar'den bahsedeceğim.

Ölüme gülerek yürümek öyle her babayiğidin hakkı değildir. Ölümüne sebep olan şeye ve onun doğruluğuna kayıtsız şartsız inanmış olmayı gerektirir, ölümünden sadece saniyeler öncesinde sevdiğin birine içten bir gülümseme ile el sallayabilmek.

İşte bunu başaran adamın adı Majid Kavousifar.

O, İran'daki adil olmayan kararlar ile cezalandırılan hatta idam edilen insanların haklarını en sert şekilde savunan, özellikle ölümü sonrasında pek dillendirilmese de İran içinde bile büyük saygı ve hayranlık duyulan biri. Zaten ölüme böylesi büyük bir cesaretle yürüyen bir adama düşmanı bile saygı duyar!

Majid Kavousifar'ın hikayesine gelecek olursak;

Majid Kavousifar'ın hikayesine gelecek olursak;

Sokak ortasında insanların vinçlerde idam edildiği video ve fotoğrafları içeren haberlerle sıkça dünya gündemine gelen İran'da, rejimin baskıları iyice artmıştır. Ülkenin aydınlarının seslerinin kesilmesi adına hükumet tarafından baskılar hat safhaya çıkmıştır. Devletin aydınlardan kurtulmak adına adeta bir tetikçi gibi kullandığı Yargıç Gazi Mukaddes, devletin işaret ettiği her aydının idamına karar vermeye başlar. Tarafsızlığını yitirmiş, hak-adalet kavramı ile değil de devletin direktifleri doğrultusunda suçsuz insanların idamına karar veren yargıcın bu ölüm kararlarının önüne geçebilmek adına, Majid Kavousifar ve yeğeni Hüseyin Kavousifar, 2005 yılında adliye çıkışında Yargıç Gazi Mukaddes'i öldürürler.

Yargıç Gazi Mukaddes'i öldürtükten sonra İran'da kalmaları halinde bir şekilde yakalanıp idam edileceklerini bildiklerinden dolayı, bir yolunu bulup Dubai'ye kaçarlar Majid Kavousifar ve yeğeni Hüseyin Kavousifar.

Fakat İran hükumeti, Majid ve  Hüseyin'i cezalandırmakta kararlıdır. Dubai Emirliği ile sıkı görüşmeler gerçekleştiren İran hükumeti Majid ve Hüseyin'in İran'a iade edilmesini sağlar. 

Göstermelik kurulan bir mahkemede, aslında kararı çok önceden verilmiş olan idam cezası Majid ve Hüseyin'in yüzlerine okunur. 

Gün idam günüdür! Her idamda olduğu gibi sokak ortasındaki vincin ucunda urgan ip vardır. Majid'i elleri arkadan bağlı tahta idam sehpasının üzerine çıkarırlar.

Az sonra ölüme yürüyecek olan bu adam korkması, titremesi belki de ağlayıp yalvarması gerekirken oldukça içten bir şekilde gülümsemektedir. İdamı izlemeye gelen herkes şaşkınlık içindedir. Majid'in bakışlarının olduğu yere bakar şaşkınlık içindeki ahali.

Majid ve yeğenini izlemeye gelenler arasında küçük bir kız!

Majid ve yeğenini izlemeye gelenler arasında küçük bir kız!

Majid'in idam edileceği alanda, idamı izlemeye gelenler arasında her şeyden habersiz dünya, tatlısı, küç bir kız da vardır. Majid, orada olmaması gereken bu küçük kıza doğru bakarak muhtemelen onun bu olaydan çok fazla etkilenmemesi için ona gülümser, el sallar.

Birçok haber sitesi bu küçük kızın Majid'in kızı olduğunu belirtmiş olsa da ne kadar araştırdıysam bu bilgiyi doğrulayacak sağlam bir bilgiye ulaşamadım. Fakat BBC gibi kaynakları dikkate aldığımda o küçük kızın Majid ile hiçbir alakasının olmadığı, muhtemelen her şeyden habersiz olan biteni izlemeye gelmiş bir çocuk olduğunu söyleyebilirim.

(Aksi yönde sağlam bir kaynak var ise ve paylaşırsanız sevinirim)

İdam sehpasında Majid'in gözleri genelde hemen yanıbaşındaki kendi gibi boynuna urban geçirilmiş ve kendisiyle birlikte ölüme yürüyecek olan çok sevdiği yeğenindedir. Kendisiyle birlikte ölüme yürüyecek olan yeğenini cesaretlendirebilmek adına olsa gerek cellatların, ayağının altındaki sehpayı çekmesine kadar gülümsemeyi ve el sallamayı ihmal etmez.

Majid ve yeğeninin idamı gerçekleştirilir!

Majid ve yeğeninin idamı gerçekleştirilir!

Yazımın en başında da söylediğim gibi; ölüme gülerek gitmek öyle her babayiğidin harcı değildir. Sonuna kadar haklı olmak gerekir verilen cezanın karşısında böylesi dimdik durabilmek için.

O idam sehpasına çıktığında dimdik duruşuyla inandığı şeyde haklılığını, gülümsemesi ile de insanlığını ortaya koymuş oldu.

***

Sevgiyle kalın...

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları