Özel kıyafetlerimizi veriyoruz kuru temizleme mağazalarına kısa süre sonra tertemiz ve kuru bir şekilde alıyoruz. Peki ama kuru temizleme nasıl yapılır hiç merak ettiniz mi? İşte cevabı...

Kuru temizleme ifadesine ilk defa M.Ö. 1600–1100 yıllarında Mikenler’e ait kil tabletlerde yer verilen meslekler arasında rastlandı. Kuru Temizleme Ulusal Enstitüsü’nden Van Sigworth bu ifadenin inatçı lekelerin temizlenmesi için yağ emici toz ve kum kullanıldığınden dolayı ortaya çıktığını düşünüyor. Bu uygulama o dönem için gerçek bir kuru temizlemeydi.

Hikâyenin ayrıntıları değişiklik gösteriyor ama ilk kuru temizleyicinin Jean-Baptiste Jolly veya Jolly Belin (cevap, kime sorduğunuza göre değişiyor) adlı bir Fransız olduğu söyleniyor. 19. yy başında Jolly yağlı bir masa örtüsüne lambadan kazayla gazyağı (ya da turpentin miydi?) döktü. Kuruyunca, lekenin kayda değer miktarda temizlendiğini fark etti. Biraz araştırmanın ardından girişimci Jolly, petrol bazlı sıvının her tür hassas iplikte işe yaradığını belirledi.

İlk ticari kuru temizlemeci 1825 (veya 45) yılında Jolly Belin adıyla Paris’te açıldı. Sonraki yüz yıl boyunca kuru temizleme şirketleri lekeleri çıkartmak için gaz yağı veya eşit derecede yanıcı benzen ve benzin kullandı. Bu çözücülerin neden olduğu yangın riski kuru temizlemeciler için sigorta yaptırmayı zorlaştırdı (çalışanlar için var olan risklerden bahsetmiyoruz bile). 1930’lu yıllarda insanlar alev alma ihtimali daha düşük olan farklı bir çözücüile denemeler yapmaya başladı ve 1948 yılında, perkloroetilen veya kısaca perk adı verilen ve alev almayan halojen içerikli bir bileşen kullanılmaya başladı.

Yıka, durula, tekrarla

Yıka, durula, tekrarla

Perk günümüzde pek çok yerde hala kuru temizlemeciler tarafından kullanılıyor. Normal bir çamaşır makinesine benzeyen bir makineye giysiler yerleştirildikten sonra dönen tambur kimyasal ile dolduruluyor. Daha sonra lekeleri çıkarmak için makine dönmeye başlıyor; dönme işlemi bittikten sonra, perk denilen madde tamburdan boşaltılıyor ve başka bir partide kullanılmak üzere muhafaza ediliyor (Drenaj öncesinde kirler filtrelenerek çözücünden ayrılıyor veya daha sonra damıtılıyor böylece sıvı madde yeniden kullanılabiliyor). Son olarak giysiler ütüleniyor ve o sıkıcı plastik poşetlere koyularak sahiplerine veriliyor.

Perk ile ilgili sorun

Perk ile ilgili sorun

Perk, 1990’lı yılların ortalarına kadar kuru temizlemedeki en önemli kimyasal olarak hüküm sürdü. 90’lı yıllarda yapılan bir dizi bilimsel çalışma bu maddenin saygınlığını sarstı. (Seattle-merkezli korkutucu bir çalışmada yemek borusu ve mesane kanserlerinin görülme oranının kuru temizlemecilerde çalışanlar arasında yaklaşık iki kat arttığı belirlendi). Günümüzde, EPA’nın vardığı sonuç şöyle: Tetrakloroetilen (perk’in bir başka adı) "insanda kansere neden olabiliyor" ve "aynı zamanda böbrek, karaciğer, bağışıklık sistemi ve hematolojik sistem ile gelişme ve üreme üzerinde de olumsuz etkilere neden olabiliyor"

Günümüzde, perk içermeyen alternatifler konusunda arama yapanların Organik veya Yeşil temizleyiciler olarak adlandırılan üç alternatifi bulunuyor. Birinci seçenek silikon. Silikon bazlı kimyasal bir çözücü biyolojik olarak çözünebiliyor ve sağlık açısından riskli olmadığına inanılıyor. Modası geçmiş (ve ucuz!) bir hidrokarbon da kullanılabilir. Bunun genellikle perk’ten daha güvenli olduğu düşünülmekle birlikte giysilerde kimyasal bir koku bırakabiliyor. Kuru temizlemedeki en son (ve en pahalı) yenilik ise, çözücü olarak CO2 kullanımı. Ancak pek çok mağaza pahalı olması nedeniyle henüz, karbondioksiti gaz şeklinden sıvı şekline dönüştüren makineler alamıyor.

Bilinçli tüketicileri çekmek isteyen işletmeler için perk kullanılmayan en basit çözüm ıslak temizlik. Bu yöntemde, tahmin ettiğiniz gibi sıradan su kullanılıyor. Su, istenen sıcaklığa kadar ısıtılıyor ve daha sonra lekeleri çıkarmak için kullanılıyor.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları